
Neden banyo lambalarını “işkence odalarına” sokuyoruz?
Dürüst olalım: Banyolar, elektronik cihazlar için tam bir kabus. Yoğun buhar, aşırı sıcaklık değişimleri ve sürekli devam eden yüksek nem var. Eğer bu lambaları kutulayıp hiçbir işlem yapmadan gönderseydik, muhtemelen sıcak duş alır almaz patlayacaklardı. Kimse bunu istemez.
Genellikle nerede sorunlar yaşanır?
Bu ısıtıcıların çoğu kuvars tüpler kullanır. Kuvars kendisi ısıya dayanabilir, ancak asıl sorun camın metal kapaklarla buluştuğu noktalardadır. İşte burası zayıf noktadır. Nem, bu küçük aralıklara sızmayı sever. 2000°C’de yanmakta olan filamanla biraz su buharı temas ettiği anda… Patlama gerçekleşir.
Bunu evinizde önlemek için, bunu laboratuvarımızda test ediyoruz. Lambaları yüksek nemli ortamlara koyup, ıslatıp ardından çalıştırıyoruz. Böylece, yoğun nem koşullarında bile kaplamanın gerçekten sağlam olduğundan emin olabiliriz.
Sorun sadece camla ilgili değil…
Ayrıca bağlantı noktalarına da dikkat ediyoruz. Yani, lambayı yerinde tutan o yaylı kontaklara… Nemli bir banyoda bu metal parçalar okside olabilir. Bu da direnç oluşturur ve direnç de ısı üretir. Eğer bu durum meydana gelirse, priz o kadar ısınabilir ki plastik kılıf eriyebilir veya sigorta attırabilir. Bu da banyoda istediğiniz “rahatlatıcı” atmosferi bozar.
Bu yüzden lambaları zorlu koşullarda test ediyoruz. Eğer bir lamba 500 saatlik sürekli nemli-kuru döngülere dayanamıyorsa, satılmaz. Kesinlikle.
Bedel ne?
Mükemmel bir kaplama elde etmek ne ucuz ne de hızlıdır. Daha iyi yapıştırıcılar ve daha uzun süren bir kaynak işlemi gerekiyor. Elbette bu testlerden kaçınan daha ucuz lambalar bulunabilir. Ancak bunların kış geldiğinde %10 oranında arızalanma riski vardır. Biz ise ilk seferde doğru işi yapmayı tercih ediyoruz.
Bu lambaları kurduğunuzda, onları oraya koyup unutabilirsiniz. İşte böyle olmalı.